Dostlar İle Elele

0 27 Eylül 2017

Son zamanlarda ne kadar da çok duyar olduk değil mi 💯‼️ ⭕️ bağırsak florası ⭕️ mikrobiyata ⭕️ faydalı bakteriler Evet artık son zamanlarda gerçekten de çok büyük önem teşkil etmeye başladı. 🔎Yıllar önce Hipokrat’ın dediği gibi ” tüm hastalıklar bağırsaklarda başlar” günümüzde de geçerliliğini katlayarak korumakta Pek çok neden sıralayabilirim bağırsak sağlığımızı bozan ve yararlı mikroorganizmaların vücudumuzu terk etmesine neden olan : 📎 gereksiz yere antibiyotik kullanmak 📎 tren olan beslenme alışkanlıkları edinmek 📎 şeker ve şekerli gıdaları hayatımızdan çıkaramamak 📎pek çok gıdanın genetiğine müdahale edilmesi ve bizlerinde bu gıdaları tüketmemiz 📎 hızlı yaşama ayak uydurmak için fast food gıdaların müdavimi olmak . . Düzenli olarak çalışan bir mide – bağırsak sistemini artık mumla arar olduk. Pek çok danışanımın ortak sorunu ; kabızlık, gaz,şişkinlik…. Sindirim Sistemimiz de bulunan yararlı bakteriler dediğimiz probiyotikler için gerekli olan ve onların bağırsaklarımızda sağlıklı bir şekilde üremesine neden olan besinleri ulaştıramaz olduk onlara. Temiz Beslenme artık neredeyse hayal olduğuna göre, bu durumu kabullenip yaşayıp mı gitmeliyiz 🖐🏻yoksa bu duruma “DUR” mu demeliyiz . . Hep farkındalıkdan bahseder olduğumuza g

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 26 Kasım 2016

  Son 20 yıldır çok değerli çalışmalar yapılmakta. Bu çalışmalar sonucunda elimizde tek ama çok önemli bir bilgi ulaşmakta : “bağırsak sağlığımızın tüm hastalıklar için çok önemli olduğu” Yıllar yıllar öncesin de HİPOKRAT’ın dediği gibi : “Tüm Hastalılar Bağırsakda Başlar” Çalışma hayatının bize getirdiği en büyük dezavantaj “sağlıksız besin” tüketimimizin artması oldu. Zamanımız o kadar kısıtlı ki hepimiz cıırrttt paketleri aç ya hemen mikrodalgaya yada hemen tabağa dök ve sonrada hızlıca ye ! Sindirim sistemimiz o kadar çok zorlanmaya başladı ki. Artık eskisi gibi işlevlerini tam yerine de getirememeye başladı. Hepimiz gün içerisinde şişkinlik, gaz, kabızlık veya ishal yaşamaya başladık. sanki yediğimiz her yemek vücudumuzu terk etmiyormuş gibi hissediyoruz değil mi? Üzerimizde sürekli bir ağırlık var , kendimizi sürekli yorgun hissediyoruz ve depresif durumumuzda gittikçe artmaya başladı. Artık eskisi gibi hiçbir şeye toleransımız yok gibi. Sabah akşam sürekli cildimizi nemlendirsek de sanki kuruluğu hiç gitmiyor ve sürekli bir derimiz döküntü halinde Eskiden her gün yediğimiz meyvelerden aldığımız C Vitamini bizim bağışıklık sistemimizi de nasıl da güçlendirirdi. Şimdi avuç avuç ilaç ve bitkisel takviyeler almak zorundayız. Tabi bun

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 25 Nisan 2016

Bahar ayına girmemiz ile birlikte herkeste bir yaza hazırlık telaşı başladı. Açtığımız her gazete sayfalarında, televizyonda açtığımız her kanalda karşımıza sürekli çıkan yazılar, konuşmalar hızlı zayıflama, bir hafta da şu kadar kilo verdiren diyet en önemlisi de detoks programları…….   Peki biz gerçekten detoksun ne olduğunu biliyor muyuz? Detoks : sadece sıvı gıdalar alarak bağırsaklarımızı temizleme yöntemidir. Bazı durumlarda 3 ila 5 gün arasında yapılarak vücudumuzu toksinlerden arındırarak rahatlatmasında çok işe yararlar.   Sürekli bu sular ile beslenmek kesinlikle doğru bir beslenme politikası değildir. Fakat size bir tüyo vereyim mi : sedece beslenmemizde ufak tefek değişiklikler yaparak aslında detoks yapabiliriz. Kulağa çok güzel geliyor değil mi ????   Zorla içmek zorunda olmadığımız sebze suları yada diğer sebze-meyve karışımlı suları olmadan detoks yapmak… işte buna şapka çıkarmak gerek.   Bir takım besinler var ki mevsimi geldiğinde sofralarımızın baş köşesine kuruldukları zaman işte gerçek detoks da başlamış oluyor. Peki nelerdir acaba bu besinler. Hadi gelin birlikte bakalım;   ENGİNAR : vücudumuzun tam bir toksin arındırıcı organı olarak çalışan karaciğerimizin, sağlığını kaybetmesini hiçbirimiz istemiyiz değil mi? S

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 22 Mart 2016

Yıllardır süren bir algı “sıfır beden” olmak. Bunca çabamıza rağmen değiştiremediğimiz bir algı olsa gerek bu. Hayatımızın o kadar çok içersinde ki bu her dakika karşımıza çıkıyor : gazete, dergi, televizyon.   Bilgi kirliliği ile dolu toplum üzerinde etkisi oldukça güçlü olan internet haberlerinde maalesef kadın olarak üzerimizde bir baskı oluşmakta. Kadına şiddet sadece fiziksel olarak değil ruhumuzu da şiddet uygulandığını bu sıfır beden olma trendi ile de gözlemleyebiliyoruz   Böyle durumlarda nemalanmak isteyen umut tacirleri hemen kolları sıvıyor ve bam telimize basmaya başlıyorlar. Bir haftada 3 kilo, 5 kilo,bunu içersen çok hızlı zayıflarsın diye..   Söylemekten bıkmayacağım siz duymaktan bıksanız bile…… Hızla verdiğiniz kilolar sağlıklı olan kilo değildir. Burada önemli olan sizin vücudunuzdan yağ hücrelerinin uzaklaşması yada küçülmesidir. Hızlı verilen kilolar sadece vücut suyu kayıplarına yol açar bunlarda en kısa sürede tekrar size geri gelirler.   Havaların ısınmasıyla hepimizde bir telaş mutlaka başlayacak. Hızlıca çözüme ulaşmak hepimizin hayali olacak. Tuzaklara düşmeden sağlıklı ve kendimize özel olan beslenme programları ile işe başlayarak, yine kendimize özel olan bir spor programı ile yola devam etmemiz gerekmektedir. &nbs

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 8 Şubat 2016

Dünyanın en genç damarlarına sahip kişiler nerede yaşıyor biliyor musunuz?…Japonya’nın Okinawa adasında. Bu adada 100 yaşına kadar yaşanların sayısı Batı ülkelerine göre 4 kat daha fazla biliyor musunuz.   Okinawalıların uzun yaşamalarının sırrı ne peki dediğini duyar gibiyim aslında çok basit cevap veriyorum; ’’İşin sırrı yaşam şekillerinde saklı’’ Nasıl mı?   SONSUZ SAĞLIĞIN ANAHTARI   Okinawalılar elbette sonsuza dek yaşamıyorlar. Ancak yaşamları boyunca sağlıklarını koruyabiliyorlar. İşte modern şehir insanının yani bizim en çok gözden kaçırdığımız temel nokta bu! Yaşlanma sürecini geriye sarmanın bir yöntemi maalesef ki henüz bulunamadı ama unutmamalıyız ki bu süreci yavaşlatmak bizim elimizde! Sen de bunu yapabilirsin. Daha genç görünebilir, daha sağlıklı olabilir ve en önemlisi bunları yaparken kendini daha iyi hissedebilirsin.   NASIL BİR BESLENME STRATEJİ BELİRLEMİZ LAZIM :

  • Sakin bir şekilde, tıka bas değil (%80 doyana kadar) az seçici beslen!
  • Tam tahılların önemini benimse!
  • Protein ihtiyacını çoğunlukla balık daha az sıklıkta ise kırmızı etten karşıla!
  • Flavanoidlerden zengin sebze ve meyveler ile renkli beslen!
  • Düzenli saatlerde ve stressiz bir ortamda yemek ye!
  • Gün içerisinde bol

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 8 Şubat 2016

Havaların değişken olduğu bu dönemlerde hepimizin en büyük korkusu hasta olmak. Hele ki domuz gribi her yerde kol gezerken !……   Böyle bir durumda hamilelik süreci yaşayan sevgili anne adaylarının da en büyük kabusu : HASTA olmak. Peki neler mi yapmamız gerek. En azından besinlerin bağışıklık sistemimizi güçlendirici etklerinden maksimum faydalanmamız gerekir diye düşünüyorum. Hadi birlikte bakalım besinlerin gücüne…..   Omega 3 almayı ihmal etme!  Bedenimizde var olan stresle : omega 3 yağ asitleri savaşır ve vücudun direncini artırır. Yeteri kadar omega 3 kaynaklarına günümüz koşullarında  ulaşmak zor. Bitkisel kaynaklar da  tam olarak omega 3 ihtiyacını karşılayamaz. Güvenilir balık kaynaklarına ulaşımında zor olduğu bu zamanlarda düzenli olarak omega 3 takviyesi alman, bu dönemde senin için daha güvenilir bir yoldur.   Bağırsaklarını dost bakterilerle donat! Probiyotikler kapsül olarak ağızdan alındıkdan hemen sonra bağırsak floranı sarar ve onu güçlendirir. Böylece ; hastalık yapan bakterileri vücudundan uzaklaştırır. Besinlerle alınan probiyotikler ise mide asidini geçemez ve bağırsaklarına ulaşamaz. Takviye alacağın probiyotikler çift kaplama teknolojiyle üretildikleri için bağırsaklarına rahatça ulaşıp, seni koruyaca

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 26 Aralık 2015

Son zamanlarda sürekli karşına çıkar oldu değil mi? Chia tohumu….. Aslında çok faydalı bir besin. Fakat kullanım hataları yaparsak eğer sonuçları biraz can sıkıcı olabiliyor. Nasıl mı ??? Hemen bahsedeyim…. Öncelikle sıvı ile birleşince şişme özelliği var. Bende en çok zayıflama diyeti yapan danışanlarıma bu özelliğini çok sevdiğim için ve bize yardımcı olduğu için öneriyorum. Fakat yapılan bir araştırma okudum. Eğer su ile birlikte aynı anda şişmeden yersek eğer boğazımızda tıkanma hissi ile karşı karşıya kalabiliriz, yok önce kuru kuru chia tohumu yiyip sonrada üzerine su içersek bu sefer de midemizde şişecek ve pek de istemediğimiz sonuçlar ortaya çıkacak. Bu yüzden en az bir saat su olabilir, yoğurt olabilir yada süt olabilir herhangi bir sıvı içinde bekletirsek faydalarından tam anlamıyla faydalana biliriz. Faydalı demişken hemen size chia tohumunun faydalarından bahsetmek istiyorum : protein açısından oldukça zengindir. Ayrıca içeriğinde bulunan kalsiyum diş ve kemik sağlığımız içinde oldukça faydalıdır. İçerdiği lif sayesinde bağırsak sorunlarımızı hafifletmede oldukça bize yardımcı olur. Çok iyi bir antioksidant kaynağıdır vee omega-3 içeriğide hiç öyle yabana atılacak bir ölçüde değildir.

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 26 Kasım 2015

  KISA ZAMANDA HIZLI KİLO VERMEK!…… Acil diyet yapmam lazım, hemen zayıflamam lazım düşüncesi gün içersinde aklımaza düşmüyor mu ???? Düşmez mi hatta hiç aklımdan çıkmıyor diyenleri duyar gibiyim. Peki ne yapıyoruz böyle durumda hemen başlıyoruz internette yolculuğa…… “Bu yolculuğa nasıl çıkıyoruz?” kısa bir özetle;

  • Yazıyoruz hemen internete “acil diyet” diye
  • Önümüze çıkan ilk internet sitesinden seçmece diyetlerle vücudumuzu yoracak bir diyete başlıyoruz
  • Sonrasında hızlı verilen vücut kas ve vücut suyunu “kilo kaybetmek” zannedip mutlu olmaya başlıyoruz
  • Gündelik hayata dönünce verilen kiloların katlanarak geri gelmesi ise tam bir hayal kırıklığı
  • Yine başa sarmak ve yine acil çözüm ortağı aramak… Kısır döngüye düşmek.

Bu kısır döngüye bir son vermek için acilen sağlıklı beslenmeye başvurma zamanı!!!! Gelmedi mi ?…. Son derece sağlıksız bu yolculukta; madalyonun bir yüzünde hızlı kilo vermek, “kısa süreli“ istediğin elbiseye sığmak var; Diğer yüzünde ise sağlığını bozmak ve uzun dönemde kalp, karaciğer ve böbrek hasarı ile karşılaşmak var. Lütfen seçimlerinizi bedeninize karşı sorumlu olduğunuzu unutmadan yapmalısınız! Bedenimize olan görevlerimiz; sağlığımızı korumak ve

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 26 Kasım 2015

detoks-zeynepkam   Son zamanların en meşhuru sanırım her yerde duyduğunuz DETOKS Peki işin aslı nedir acaba ? Gerçekten bu detoks  işe yarıyor mu ? O kadar çok Abur cubur bilgiler var ki bende kafanı karıştırmaman için sana bir detoks rehberi hazırladım sana. Evet zaman zaman hücrelerimizin de temizlenip nefes almaya ihtiyacı oluyor. Vücudumuzu 365 gün sağlıklı, dengeli besleyip bol sıvı tüketmeliyiz aslında. Pek çoğumuz bunu sürekli hale getiremiyoruz. Tabi bunun sonucu olarak da kilo alış verişlerimiz oluyor yıl boyunca. Bu yüzden vücudumuzu şöyle bir silkelemek kendine getirmek için detoks programları işe yarıyor bu kaçınılmaz. Ama bunu bütün bir yıl boyunca yapmamızın da oldukça zararlı etkili var. Detoks nedir acaba diye sorduğumuzda ; toplumun genelinin uyguladığının aksine sağlıklı ve doğal ürünlerin yeterli ve dengeli bir şekilde beslenmede yer alması anlamına gelmektedir. Sebzeye ağırlık vererek her gün en az 3 porsiyon sebze tüketmeye özen göstermek, meyve tüketimini posası ile birlikte gün içerisinde 400 gram şeklinde tüketmek, kolesterol seviye

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp
0 17 Kasım 2015

Kışları en çok özlem duyduğum şey sobanın üzerinde pişen kestane. Artık günümüzde soba pek kalmadı gibi artık dökme tavalarımız var üzerinde kestanelerimizi pişirdiğimiz. Havaların soğumasıyla aklıma gelen kestane hakkında sizinle biraz bilgi paylaşmak istedim. Kokusunu burnumda hissederek….. 4 adet kestane 1 dilim ekmeğe eş değer. Evet kabul biraz kalorisi yüksek ama çok faydalıııııı. Bunu nasıl da gözardı edebilirim ki. Hem ne demişler kestane kebap, yemesi sevap…. Kabuklarını atmayarak suda haşladığımızda ilaç görevi görüp; ateş düşürüyor. Kestanenin kendisi ise kasları kuvvetlendiriyor,  kan dolaşımını düzenliyor. Bedenimizin ve zihnimizin yorgunluğunu alıyor. C vitamini deposu olan kestane limonun 100 gramı kadar C vitamini içeriyor. Varis ve basur şikayetlerini azaltıyor. Ben kestaneyi en çok potasyum düşüklüğü yakınanlara öneriyorum. Çünkü 100 gramında 500 mg potasyum bulunuyor. Kalp ve kas sistemini uyararak vücudumuzun su dengesini düzenliyor. Kan dolaşımını hızlandırıyor. Karaciğer ve mideye iyi geliyor. Balla karıştırılmış kestane püresi özellikle iştahsız çocuklarımız için biçilmiş kaftan. İshali kesmeye yardımcı oluyor. Çocuk, genç ve yaşlılar için çok değerli bir enerji kaynağı olan kestanenin yaşamı uzattığı da söyleniyor. Tabi yük

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp