METABOLİZMANIZI FABRİKA AYARLARINA DÖNDÜRÜN

METABOLİZMANIZI FABRİKA AYARLARINA DÖNDÜRÜN
0 26 Kasım 2016

 

Son 20 yıldır çok değerli çalışmalar yapılmakta. Bu çalışmalar sonucunda elimizde tek ama çok önemli bir bilgi ulaşmakta : “bağırsak sağlığımızın tüm hastalıklar için çok önemli olduğu”

Yıllar yıllar öncesin de HİPOKRAT’ın dediği gibi : “Tüm Hastalılar Bağırsakda Başlar”

Çalışma hayatının bize getirdiği en büyük dezavantaj “sağlıksız besin” tüketimimizin artması oldu. Zamanımız o kadar kısıtlı ki hepimiz cıırrttt paketleri aç ya hemen mikrodalgaya yada hemen tabağa dök ve sonrada hızlıca ye !

Sindirim sistemimiz o kadar çok zorlanmaya başladı ki. Artık eskisi gibi işlevlerini tam yerine de getirememeye başladı. Hepimiz gün içerisinde şişkinlik, gaz, kabızlık veya ishal yaşamaya başladık.

sanki yediğimiz her yemek vücudumuzu terk etmiyormuş gibi hissediyoruz değil mi? Üzerimizde sürekli bir ağırlık var , kendimizi sürekli yorgun hissediyoruz ve depresif durumumuzda gittikçe artmaya başladı. Artık eskisi gibi hiçbir şeye toleransımız yok gibi.

Sabah akşam sürekli cildimizi nemlendirsek de sanki kuruluğu hiç gitmiyor ve sürekli bir derimiz döküntü halinde

Eskiden her gün yediğimiz meyvelerden aldığımız C Vitamini bizim bağışıklık sistemimizi de nasıl da güçlendirirdi. Şimdi avuç avuç ilaç ve bitkisel takviyeler almak zorundayız.

Tabi bunun yanında diğer aldığımız ilaçları da unutmamak gerek değil mi : antibiyotikler, ağrı kesiciler, antidepresanlar.

Kilo vermeye çabalıyoruz ama bir türlü istediğimiz sonuca ulaşamıyoruz. Eskiden bir iki gün dikkat ettiğimizde hemen nasılda kilo verme sürecine girerdik.

Tüm bu saydıklarımdan bir veya birkaçını hepimiz yaşıyoruzdur değil mi?

Okurken aaa aynı beni tarif ediyor dediğinizi duyar gibiyim.

Peki gerçekten artık geri dönüşü olmayan bir yola mı saptık. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak mı!!!!!!

Değil tabikide.

Bağırsak floramızı eski haline döndürdüğümüzde sizde göreceksiniz her şey eskisi gibi olmuş.

Bağırsak floramızda yaşayan ; sağlıklı ve mutlu bir vücudu korumada teme rol oynayan trilyonlarca yararlı bakteri vardır. “bağırsak mikrobiyotaları” ve “mikrobiyomları” diye adlandırıyorlar bilim adamları ve bu bakterileri yararlarına göre de 500 civarında türe ayırabiliyorlar.

Düzenli olarak probiyotik kullanımını alışkanlık haline getirdiğimizde, bağırsak florımızıda düzene sokmuş oluyoruz ve vücudumuza da pekçok olumlu etkileri hediye etmiş oluyoruz.

Kısaca bakacak olursak bu olumlu etkilere :

  1. İNFLAMASYONU ( İLTİHAPLANMA ) AZALTIR

Eğer sürekli inflamatuar gıdalar (kızarmış gıdalar, rafine unlar, şekerler,) tüketiyorsanız bu zamanla kronik inflamasyona dönüşerek vücudunuzu zorlayabilir. Kronik inflamasyon ise kilo artışı, eklem ağrısı, yorgunluk, tip 2 diyabet ve obezite riskini artırır. Bu durumun en büyük nedenlerinden birisi bağırsak mikrobiyotasının yetersiz oluşudur. Bağırsak mikroflorasının düzenlenmesi bu tip hastalıkların önlenmesinden büyük önem taşır.

  1. SOĞUK ALGINLIĞINI ÖNLER

Devamlı soğuk algınlığıyla mı mücadele ediyorsunuz ? Eğer öyleyse bağırsak mikrobiyotanız bunda etkili oluyor olabilir. Bağırsaklarınız vücuttaki bağışıklık hücrelerinin %70-80’ ine ev sahipliği eder. Bu nedenle birçok otoimmün hastalık bağırsak problemleriyle bağlantılı oluşur. Yapılan çalışmalarla düzenli probiyotik alımının solunum ve bağırsak hastalıklarının oluşumunu engellediği görülmüştür. Yürütülen 10 çalışmanın sonucunda probiyotik kullanımının soğuk algınlığını önlediği ve hastalığın süresini azalttığını kanıtlanmıştır.

3 .CİLT SORUNLARINI DÜZELTİR

Egzama, sedef, akne ve diğer birçok cilt bozuklukları yüzeysel değil derinden gelen cilt sorunlarıdır. Bağırsak mikroflorası bağışıklık sistemini düzenlemeye yardımcı olduğundan cilt hastalıkları gibi inflamatuar hastalıklarla mücadelede önemli bir rol oynamaktadır. Sadece cilt için değil aynı zamanda saç sağlığı içinde probiyotiklerin önemli olduğu görüşü var.

4.BESİN ÖGELERİNİN EMİLİMİNİ SAĞLAR.

Bağırsaklarımızdaki bakteriler besinlerle alınan protein, karbonhidrat ve yağ asitlerinin sindirimine yardımcı oluyor. Aynı zamanda yine besinlerden sağladığımız ; K vitamini, B12 ve folat gibi esansiyel vitaminlerin emilimini artırıyor. Eğer bağırsak mikroflorası yetersizse vücutta önemli besin ögelerinin eksikliği görülebiliyor.

  1. ÜREME SİSTEMİNİ KORUR.

Probiyotikler özellikle kadınlarda vajinal sağlığının korunmasında oldukça önemli rol alıyor. Genital bölge asidik PH aralığında yer alıyor. Siz doğru besinler tercih ettiğinizde bağırsaklarınıza dost bakteriler kazandırmış oluyorsunuz. Sağlıklı bir bağırsak mikroflorası ,vajinal PH seviyelerini dengelemeye yardımcı oluyor. O bölgedeki zararlı bakterilerin çoğalmasını engelliyor ve enfeksiyondan koruyor

  1. MUTLU OLMANIZA YARDIMCI OLUYOR

Kalbe giden yol mideden geçer lafını duymuşsunuzdur, aslında bu lafı kalpten sonrada beyne gider şeklinde düzeltirsek daha doğru olur. Son yıllarda yapılan çalışmalar gösteriyor ki; bağırsak mikroflorası-beyin arasındaki iletişim anksiyete, depresyon, stres, otizm, öğrenme hafıza gibi bilişsel davranışlar ve duygular üzerinde önemli rol oynuyor.

Mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin % 95’inin bağırsaklarda depolanıyor. Yapılan bütün çalışmalardan sonuca göre düzenli probiyotik tüketimi ; anksiyete ve depresyon gibi nörolojik sorunların önüne geçiyor ve etkilerini azaltıyor.

7.PATOJEN BAKTERİLERİN ÜREMESİNİ ENGELLER

Doğal İmmunoloji’nin yaptığı çalışmalara göre bağırsaklardaki yararlı bakterilerin yeterli olması hastalık yapan patojen bakterilerin üremesini azaltarak, organizmayı bir çok hastalığa karşı koruyor.Patojen bakteriler iyi yıkanmamış yiyeceklerle , arıtılmamış su veya yetersiz hijyen koşullarında bulaşıyor ve gıda zehirlenmeleri , tüberküloz gibi hastalıklara neden olabiliyor .

8.İŞTAHINIZI KONTROL EDER.

Sağlıklı bir bağırsak mikflorasının kilo verme ve metabolizma üzerine etkileri ; iştahınızı kontrol etmenize yardımcı olmasından kaynaklanıyor. New York Üniversitesi araştırmacılarına göre “Helicobacter pylori ” adlı midede yer alan bir bakteri; açlık baskılayıcı hormon ghrelinin seviyelerini değiştirebiliyor. Fazla antibiyotik kullanımı, rafine gıdaların fazla tüketimi bu bakterinin midedeki seviyesini azaltabiliyor. Bu durumda iştahınız üzerinde değişik etkiler yaratıyor.

  1. HASTALIKLARA KARŞI KORUR

Obezite ve hareketsiz yaşam alışkanlıkları nedeniyle yüksek trigliserid ve kolestrol düzeyleri görülen hastalar üzerinde yürütülen bir çalışmada, hastalara 12 hafta boyunca günlük probiyotik takviyesi veriliyor ve çalışmanın sonunda düşen trigliserit seviyeleriyle beraber, kalp krizi riskinin azaldığı görülüyor .

Peki bağırsak sağlığımızı nasıl geliştirebiliriz ?

İlk adım bağırsaklarını probiyotiklerle beslemek! Bunu probiyotik suplementiyle kolaylıkla sağlayabilirsiniz ya da yoğurt, kefir, turşu, mayalı ekmek gibi probiyotiklerden zengin fermente gıdalardan yararlanabilirsiniz. Hamur mayası sadece düşündüğünüz gibi kabarmayı ve lezzetlendirmeyi sağlamaz. Aynı zamanda içeriğindeki yararlı bakterilerle glutenin ve şekerin bağırsaktaki olumsuz etkilerini azaltır, içeriğindeki protein, vitamin ve minerallerden daha iyi faydalanmanızı sağlar. Tam tahıllı, çavdarlı ekmekten gelen nişasta ve tahıl taneleri yararlı bakteri ve maya içeriğiyle sindirimi kolaylaştırır ve bağırsaklar mikroflorası için beyaz ekmeğe göre daha çok daha sağlıklıdır.

Tıpkı bizim gibi bakterilerin de besine ihtiyacı var. Ve bunun için en iyi besinler, yeşil yapraklı sebzeler, liften zengin gıdalar, patates, kurubakalgiller, muz, yulaf ezmesi gibi dirençli nişasta içeren besinler hatta bitter çikolata prebiyotiklerden oldukça zengin gıdalardır.

Meyve, sebze ve tam tahıllar gibi bitkisel besinler lif açısından zengindir. Bu da yararlı bakterilerin beslenmeleri ve iyi bağırsak sağlığı için oldukça önemlidir. İnsülin direnci ve inflamasyona neden olan genleri devre dışı bırakır. Tam tahıllı ürünler ve lif açısından zengin sebzeler bunu yeterince sağlarken, bazı bitkiler hem et kadar yüksek protein içerip hemde lif açısından oldukça zengindir.

Harvard çalışması son zamanlarda ambalajlı gıda içeren ve yüksek hayvansal protein içerikli bir diyet programının bağırsak mikroflorasını oldukça kötü etkilediğini, bağırsakta yararlı ve zararlı bakterilerin dengesini değiştirdiğini göstermektedir. Bu hayvansal ürünleri tüketmemeniz gerektiği anlamına gelmiyor, tüketilen et miktarını doğru belirlemek ve bunun yanı sıra sebze meyve tüketimini de artırmak gerekiyor.

İllinois Üniversitesinde yapılan bir çalışmada ara öğünde tüketilen posa içeriği yüksek atıştırmalıkların,bireylerin bağırsaklarındaki anti inflamatuar nitelikteki bakterilerin büyümesine destek olduğunu göstermiştir.

Sağlıksız bağırsakların başlıca nedeni, yüksek karbonhidrat içeren beslenme. Karbonhidratlar Candida isimli maya mantarlarıyla beslenen şeker moleküllerinden oluşurlar. Candida mantarı bağırsak duvarlarını yıkarak, kana zehirli toksik maddeler bırakır ve bağırsak mikroflorasını bozar. Aynı zamanda özellikle mide asidini azaltarak inflamasyona neden olur, sindirim sistemini olumsuz etkiler. Bu noktada özelikle Hindistan cevizi yağı kaprilik asit içeriğiyle, Candidayı yok ederek bakteri ve bağırsak sağlığını iyileştirmeye yardımcı olan gıdalardandır.

ZARARLI GIDALARI HAYATINIZDAN ÇIKARIN.

1.Kızarmış gıdalar, rafine unlar, hormon ve antibiyotik yüklü hayvansal ürünler, yapay tatlandırıcılar, yapay gıda katkı maddeleri, alkol ve aşırı kafein gibi mide tahriş edici gibi besinler gibi inflamatuar gıdalar.

2.Şeker !! Bütün işlenmiş gıdaların içeriğinde yer alan şeker , patojenik bakteri , mantar ve mayaların temel besinidir ve yararlı bakterilerin azalmasına neden olur .

  1. Yüksek sıcaklıkta pişirilen etler ; eğer etleri yüksek sıcaklıkta pişiriyorsanız , heterosiklik amin (HCAs) adlı kimyasallar ortaya çıkıyor. Beslenme dergisinde yayınlanan bir çalışmada heterosiklik amin tüketiminin bağırsak mikrobiyotasını değiştirerek kolon kanserine neden olduğu gösteriliyor.
  • Diyetinizden tüm toksin besinleri çıkarın.

SAĞLIKLI BİR BESLENME PROGRAMI YÜRÜTÜN.

Bağırsak mikrobiyotası oldukça hassastır ve toparlanması biraz zaman alacaktır. Bağırsaklarının sağlığını korumak için en iyi yapılacak şey haftasonları da dahil olmak üzere sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı sürdürmektir.

Fermente olabilen posaları içeren besinleri yiyin.(tatlı patates gibi nişastalı sebzeler,yer elması,pancar, kurubaklagiller mutlaka beslenmenizde olsun)
Kefir,yoğurt,kimchi(bir çeşit kore yemeği),lahana turşusu,turşu suyu gibi fermente besinler probiyotik bakterileri içerirler.Diyetinize uygun miktarlarda ekleyebilirsiniz. Yüksek kaliteli ve çok çeşitli suşları içeren probiyotik takviyelerini de doktor ve diyetisyen onayı ile tüketebilirsiniz.

Probiyotiklerden zengin bazı besinler ;

  • Yoğurt
    araştırma: 2011 yıında Harvard Üniversitesinde yapılan bir çalışmada yoğurdun fermente bir besin olması ve kalsiyum içeriği sebebiyle diğer sağlıklı besinlerden daha fazla kilo kaybı ile ilişkili olduğu bulunmuştur.
  • Kefir
  • Ayran
  • Süzme peynir
  • Bitter çikolata
  • Tam tahıllı ekmek
  • Muz
  • Turşu
  • Natürel sızma zeytinyağı, hindistan cevizi yağı, bitkisel yağlar, sert kabuklu yemişler(yağlı tohumlar) ve bunlardan elde edilen yağlar, fındık/fıstık ezmesi, avokado, makul miktarda tereyağ ve ghee yağı, yağlı balıklar(somon, istavrit, ton balığı gibi)
    Bu yağlar uygun miktarlarda tüketildiğinde, yararlı yağ asit örüntüleri olması sebebiyle bağırsakları iyileştirirler. Özellikle bitkisel içerikli yağların ve yağlı yemişlerin içerdikleri çoklu doymamış yağ asitleri(omega-6 ve omega-3) inflamasyonu azaltır. İmmün sistemi destekler. Aynı zamanda bu yağlar kalp dostudur. Fakat bu yağları kilo kontrolü için doğru miktarda tüketmelisiniz.

Bu besinleri günlük beslenmenizde belirli miktarlarda ekleyerek probiyotiklerin mucizevi etkilerinden yararlanabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

FacebookTwitterGoogle+WhatsApp